Home > Özel Dosya > Yönetmen Dosyası > Bugonia Senaristi Will Tracy: “Yabancılaşma Hissi Üretkenliğe Nasıl Dönüşür?”

Bugonia Senaristi Will Tracy: “Yabancılaşma Hissi Üretkenliğe Nasıl Dönüşür?”

The Menu (2022) filmiyle bizleri hem geren hem de üzerine düşünmemizi sağlayan senarist Will Tracy, izleyicinin karşısına çıktığı son sinema filmi Bugonia (2025)’nın hazırlık sürecini anlattığı bir röportaj vermiş. Röportajın orijinal metnine bu yazının “kaynaklar” bölümünden ulaşabilirsiniz. Ben kendi yazınsal üslubumla röportaja bazı dokunuşlar yaptım ama orijinal ana fikirde bir değişiklik yapmadım. Umarım sizler için keyifli bir okuma olur.

Her şey aslında altı yıl önce, korku türünün dahi ismi Ari Aster’in Tracy’ye 2003 yapımı Güney Kore efsanesi Save the Green Planet! (orj. Jigureul jikyeora!) filmini izlemesini önermesiyle başlamış. Jang Joon-hwan’ın imzasını taşıyan bu yapım, Tracy’nin zihninde yeni bir tohum ekmiş. Pandemi süreciyle birlikte yoğun mesaisine mecburi bir ara veren Tracy, o dönemin getirdiği izolasyonu bu kara komedi uyarlamasını yazmak için bir fırsata çevirmiş. Altı Emmy ödülü sahibi yazar, karantina günlerini adeta bir yaratım atölyesine dönüştürerek filmografisine çok değerli bir ekleme yapmış.

Tracy yazmaya başladığında yönetmeni ve yapımcısı bile belli olmayan filmi o kadar başarılı hikâyeleştirmiş ki kendine has tarzıyla tanıdığımız Yorgos Lanthimos için adeta biçilmiş bir kaftan ortaya çıkmış. The Lobster (2015) ve Poor Things (2023) gibi başyapıtların beş Oscar adaylığı bulunan yönetmeni, senaryoyu okuduktan bir hafta sonra projeye dâhil olmuş. Tracy, Lanthimos ile olan bu uyumu anlatırken, genellikle hazırlık sürecine en başından dâhil olmayı seven yönetmenin bu kez metne hiç müdahale etmediğini ve tarzlarının tam anlamıyla örtüştüğünü dile getiriyor. Tracy’nin dünyası ile Lanthimos’un vizyonu, tek bir kelimeyi bile değiştirmeye gerek kalmadan Bugonia için aynı frekansta buluşmuş.

Bugonia, Emma Stone’un canlandırdığı güçlü bir CEO’nun aslında bir uzaylı olduğuna inanan iki kuzenin (Jesse Plemons ve Aidan Delbis) onu kaçırması etrafında şekillenen oldukça merak uyandırıcı bir konuya sahip. 24 Ekim 2025’te izleyiciyle buluşan olan filmle ilgili Tracy, kariyerindeki bu ilginç dönemeçleri ve yazma sanatına bakışını samimiyetle paylaşıyor. Tracy, projenin altı yıllık bir geçmişi olmasının kendisine büyük bir alan tanıdığını, bu süreci sancılı bir bekleyişten ziyade keyifli bir hazırlık evresi olarak gördüğünü söylüyor. Sete gitmeden önce senaryoya çok müdahale edilmemiş olmasının onda hafif bir gerginlik yarattığını itiraf etse de, Lanthimos’un metne bir tiyatro oyunu disipliniyle yaklaşması tüm endişelerini gidermiş. Çünkü Tracy, Lanthimos senaryoya hiç dokunmayınca “acaba filmde çok fazla doğaçlama mı olacak?” şüphesine düşmüş.

bugonia setinde emma stone

Will Tracy’nin bugünlere gelişi aslında pek de alışıldık bir yol değil. Her zaman sinema dünyasında olmak istese de, New York’ta başvurduğu film okulundan ret cevabı alınca bu hayalin kendisi için ulaşılamaz olduğunu düşünmüş. Üniversite sonrası, Amerika’nın meşhur mizah sitesi The Onion’da ücretsiz stajyerlik yaparak başladığı yolda, gönderdiği küçük şakaların beğenilmesiyle genel yayın yönetmenliğine kadar yükselmiş. Ardından John Oliver ile “Last Week Tonight” ekibinde yer alan Tracy, aslında asıl tutkusunun televizyon draması yazmak olduğunu fark etmiş. Komedi yazarlığından ciddi bir dramaya geçişin imkânsız olduğu söylense de, “Succession”ın yaratıcısı Jesse Armstrong’un tam da onun gibi komedi kökenli ve politikadan anlayan birini araması hayatının dönüm noktası olmuş.

“Bugonia”nın yazım süreci ise Tracy için oldukça kişisel bir deneyime dönüşmüş. Orijinal Güney Kore yapımını sadece bir kez izleyen ve ardından kendi dünyasını kurmak için o görüntüleri zihninden çıkaran yazar, pandeminin yarattığı o garip, izole ve yabancılaşmış ruh halini senaryoya yansıtmış. Hatta yazarken COVID-19’a yakalanmış olması, hikâyedeki paranoya ve bölünmüşlük hissini daha da kuvvetlendirmiş. Tracy’ye göre, bugün içinde yaşadığımız dünya aslında o dönemin getirdiği izolasyon ve ateşli bir hastalık gibi yayılan güvensizlik ortamının bir sonucu. The Menu’den bu yana öğrendiği en önemli şey ise, hiciv yaparken bile karakterleri ciddiye almak gerektiği. Ona göre, bir şeyi ne kadar ciddiyetle ele alırsanız, altındaki mizah o kadar güçlü bir şekilde gün yüzüne çıkıyor.

Bugonia Plemons Stone

Son olarak genç senaristlere tavsiyelerde bulunan Tracy, “Bildiğin şeyi yaz” klişesine yeni bir soluk getiriyor. Bunun sadece kişisel deneyimlerle sınırlı kalmaması gerektiğini, asıl önemli olanın “kişinin tutkuyla bağlı olduğu, adeta takıntı haline getirdiği” konulara odaklanması olduğunu savunuyor. Eğer bir konuya gerçekten ilgi duyuyorsanız, yazdığınız sahnelerin çok daha canlı ve gerçek hissettireceğini hatırlatıyor. Kendi kariyerini de buna örnek gösteren yazar, başkalarına neyin satacağını düşünmek yerine, sizi gerçekten heyecanlandıran o niş alanların peşinden gitmenizin en doğru yol olacağını vurguluyor.

KAYNAK:

https://filmfreeway.com/articles/bugonia-writer-will-tracy-interview/