Home > İnceleme - Analiz > Incendies: Fi̇lm İncelemesi̇ Ve Kral Oi̇di̇pus Bağlantısı

Incendies: Fi̇lm İncelemesi̇ Ve Kral Oi̇di̇pus Bağlantısı

Rejisörlüğünü Denis Villeneuve’ün yaptığı modern bir klasik olan Incendies (İçimdeki Yangın); savaşın bireyler ve toplumlar üzerindeki yıkıcı etkilerini gösteren bir filmdir. Lübnan iç savaşından esinlenerek sinema perdelerine yansıtılan bu film, savaşın yalnızca fiziksel veya psikolojik değil aynı zamanda sosyolojik yıkımlara da sebep olduğunu göstermektedir. Hikâye, savaşın neden olduğu travmaların nesiller boyu nasıl aktarılabileceğini ve bu travmalardan ötürü bireylerin kimliklerinin nasıl etkilenebileceğini ele alır. Filmde kimlik arayışı, aile bağları ve trajedi temalarını ön palana çıkarken Sophokles’in antik tragedyası olan Kral Oidipus eserindeki benzer temalara da referans gönderir.  Bu iki klasik farklı dönemlerde, farklı kültürel bağlamlarda ve farklı sanat janrlarında ortaya çıkmış olmalarına rağmen büyük tematik benzerlikler taşımaktadır.

Incendies: Film Özeti

Film; ikiz kardeşler olan Jeanne ve Simon’un, anneleri Nawal Marwan’ın kendilerine bıraktığı iki mektup ile başlar. Mektupların yanında Marwan’ın vasiyetini öğrenen kardeşler bu vasiyeti yerine getirmeye çalışırken hikâye, Nawal’ın geride bıraktığı sırları öğrenmeleri ve geçmişiyle yüzleşmeleri ile devam eder. Nawal’ın acı dolu geçmişi ile Jeanne ve Simon’un gerçekliği trajik bir biçimde Ortadoğu topraklarında buluşur. Yolculuk boyunca annelerin hikayeleri hakkında öğrendikleri şeyler yalnızca Marwan’ın değil kendi kimliklerinin de sorgulamasını yaşatır. Film; kaderin yadsınamaz gerçekliğini, savaşın nesillerce süren travmatik sonuçlarını ve dünün bugüne olan etkisini tüm çıplaklığıyla anlatır.

Oidipus: Tragedyanın Temelleri

Sophokles tarafından yazılan ve MÖ 429’da sahnelenen Kral Oidipus, Yunan tragedyasının en çarpıcı örneklerinden biridir. Thebai kentinin kralı olan Oidipus, kentteki hastalıkları ve felaketleri ortadan kaldırmak için kahinlere danışarak hareket eder. Bir kehanete göre, şehirdeki felaketten kurtulması için eski kral Laios’un katilini bulması gerekir. Oidipus, Laios’un katili ararken kendisiyle ilgili dehşet verici bir gerçek onu bulur. Kehanete göre, Oidipus Laios’un oğludur ve aslında onu öldüren kişi kendisidir. Kehanet, babasını öldürüp annesiyle evleneceğini söyler. Oidipus gerçekleri öğrendiğinde annesiyle evlendiği, babasını ise öldürdüğü bir hikâye ile yüzleşir. Oidipus’un trajik kaderi ve Incendies filmindeki karakterlerin geçmişleriyle yüzleşmeleri aynı paralellikte ilerler. Oidipus’u sürgün eden kehaneti, filmdeki yazgının kaçınılmazlığıyla örtüşür.

Kimlik Arayışının Aile ve Toplumsal Bağlamlarla İlişkisi

Her iki eserde de bireylerin kimlik arayışının aile geçmişi ve toplumsal tarihi üzerinde gölgede kalmayacak bir etkisi olduğu görülür. Kral Oidipus’un gerçek ailesinin kimliği ile olan dramatik yüzleşmesi sonucu Oidipus kimlik bağlarını yitirir ve kendi yarısının peşine düşer. Incendies’te Nawal’ın Ortadoğu topraklarındaki gerçekliğini derinlemesine araştıran kardeşler, anneleriyle birlikte kendi kimliklerinin ve ailesel geçmişlerinin sorgulamasını yaşar. Filmde ve tragedyada ele alınan tema aslında tümevarımsal bir gerçekliktir. Kişinin kim olup olmadığını öğrenmesi, onu ailesinin kimliğine götürürken ailesinin kimliği bireyi toplumsal tarihin yadsınamaz gerçekliğiyle yüzleştirir. Bireysel kimlik arayışı, Oidipus’u ailesinin gerçek kimliği ile buluştururken Oidipus, bu gerçeğin aslında Thebai kentinin çektiği acıların sebebi olduğunu öğrenir. Jeanne ve Simon’un ise annelerinin kendi işkencecisini doğurması gibi trajik bir aile tarihiyle baş başa kalması, onlara aynı zamanda savaş çatısı altında ailelerin ve toplumların acısını öğretir.

Kader ve Kaçınılmazlık

Incendies’te kader, bireysel ve toplumsal bir çerçevede kaçınılmaz olarak görülür. Kardeşler, annelerinin geçmişini keşfettikçe savaşın ve ailevi dramaların etkisi altında, kendi hayatlarının da aynı trajik döngüye girdiğini fark ederler. Karakterler, geri dönüşü olamayan bir biçimde geçmişlerinden kurtulamazlar. Kral Oidipus’ta ise kaderin kaçınılmazlığı, insanın en derin arzusuna karşı gelen bir durumdur.  Oidipus ne kadar çabalar ve ne kadar kaçmaya çalışırsa çalışsın, kendi hikâyesine, kendi kehanetinin belirlediği yola düşer. Klasik tragedyanın başlıca özelliği olan “trajik hatalar” burada da görülür; Oidipus’un kendi içgörü eksiklikleri ve sorgulamadığı varsayımlar, onun korkunç kaderine düşmesine sebep olur.

Sonuç

İnsanın kendi kaderine doğru ilerlediği, kimliğini ararken kendini dramaların içinde bulduğu ve nihayetinde gerçeklerin ortaya çıkmasıyla trajik bir felakete sürüklendiği derin yolculuğu anlatır. Bir Atina tragedyası ile modern bir iç savaş anlatısının farklı janrlarda anlatılmış olmasına rağmen bu denli paralellik sunması, iki eserin ve insan doğasının acılarının evrenselliğini kanıtlar.