Mary Shelley’nin yazdığı Frankenstein eserinde Victor karakteri sinema alanında oldukça çarpıcı, korkunç ve derin karakter olarak tanımlanır. James Whale ve Guillermo del Toro yönetmenliğinde yayınlanan Frankenstein uyarlamalarının eser bağlamında daha gerçekçi kaldığını düşünüyorum. Bu makalede 4 başlık üzerinde Victor Frankenstein karakterinin gölge arketipini inceleyeceğim.
Başlıklara geçmeden önce özetle psikolojide gölge arketipini açıklayacağım. Gölge arketipi, insan bilincinin altında yatan karanlık yüz olarak tanımlanır. Karanlık yüz diye kastedilen durum, aşırı öfke, hırs, nefret, kin veyahut insanın canavara dönüşmesidir. Gölge arketipi her zaman insanın doğasındadır, yani aniden ortaya çıkan bir kişilik tipi değil. Bilmeden, farkında olmadan denk düştüğümüz sorunlardır. Aşırı utanç veya öfke içinde olduğumuzda aniden patlak veren duygudur. Günlük hayatımızda çoğu durumda yaşadığımız olaylara gösterdiğimiz tepkidir. İngiliz psikanalist Molly Tuby gerçek hayatta gölgeyle karşılaştığımız 6 durumu sıralamıştır:
- Başkalarıyla ilgili abartılı hislerimizde (“Bunu yapmış olabileceğine inanamıyorum!” veya “Bu kıyafeti nasıl giyer anlamıyorum!”)
- Bize ayna olma işlevini gören kişilerin olumsuz geri bildirimlerinde (“Bu beni aramadan üçüncü geç kalışın.”)
- Farklı insanlar üzerinde sürekli bir şekilde aynı rahatsız edici etkiyi yaşattığımız etkileşimlerde (“Ben ve Sam senin bize dürüst davranmadığını hissediyoruz.”)
- Dürtüsel ve kasıtsız eylemlerimizde (“Ay ben böyle demek istememiştim!”)
- Aşağılandığımız durumlarda (“Bana böyle davranması beni çok utandırıyor.)
- Başkalarının hatalarının karşısında hissettiğimiz abartılı öfkede (“İşini bir türlü zamanında bitiremiyor!” ya da “Vay be! Cidden kilosunu kontrol edemiyor.”)
Victor Frankenstein’ın İnanç Anlayışı Üzerine
Victor Frankenstein en iyi korku romanı karakteri olacak güçtedir. Eserin yayınlandığı 1800 yıllarına değindiğimizde eşsiz bir eser türünde. Victor inanç konusunda tamamen tanrıyı reddetmez. yalnızca aklın ve bilimin kainata sahip olabileceğini savunur. Tanrının yerini alt üst edip oraya sahip olmak ister. Yeniden yaşam yaratmaya kalkışır, toplumda tanrı figürüne dönüşmeye çalışır. Modern bilim insanı olmak yerine hayata dair bakış açısını aydınlanma üzerine şekillendirmiştir. Kendini bilime adar ve bunun hiçbir şekilde ucu bucağı sınırı yoktur. Canavarı yaratması dönüm noktasına dönüşür çünkü o esnada kendini suçlu hisseder ve kaderin onu getirdiği hal durumunu fark etmeye başlar. Ceza, kötülük, pişmanlık ve günah düşünceleri bilincine işledikçe yaptıkları onu sorgulatır. Bilimdeki rolünden kurtulmak ister ancak korkunç durumdan kaçamaz. Yaşadığı sorgulayıcı hisler sadece kriz anlarında meydana geliyor, yani tamamıyla tüm değerleriyle değişecek güçte kesinlikle değil. Tanrı inancı vardır lakin inanmaz, bilime itaat etmeye çalışarak yaşamını ona adar.
Gölge Arketipini Frankenstein Üzerinde İnceleme
Victor Frankenstein hayatı boyunca gölgeyi içinde yaşamıştır. Onunla büyüdü ve yaşamını alt üst etti. Gölge aslında onun iç’idir. İçler kaçınılmazdır. Her şey insanın içinde olup biter. Ailesinin ona bıraktığı travma etkisi, üniversite hayatı ve bilimle tanışması sayesinde gölgesini fark etti. Yarattığı canavarla tanrıya karşı gelerek senden bile daha üstünüm izlenimi bırakmak istedi. Çünkü Victor öylesine hırslı ve mükemmelliyetçi ki ayağına takılan taşı bile kinlenir. Çünkü kin tutmak insanı hırslandırır, egosunu yüksek tutar ve ardından kin tutmayı ortaya atar. Victor Frankenstein gölge arketipinin yapı taşları bunlardır: Hırs, mükemmellik, ego, öfke, kin ve nefret.

