1.Bölüm: Filme Genel Bakış
Yönetmen McElhinney ’nin yönettiği 2004 yapımı deneysel, estetik, diyalogsuz bağımsız yeraltı filmi Georges Bataille’s Story of the Eye, yazar ve filozof Bataille’nin 1928 yılında çıkardığı eserin doğrudan bir uyarlaması değildir. Yönetmen kitabın sürrealist bakış açısını, aşırıcılık kavramını, metaforik nesneleri, cinsellik, ölüm gibi temaları alıp diyalogsuz, klostrofobik bir “video sanat estetiğine” getirmiştir. Kitabın içinde sık sık geçen göz metaforu bu filmde yerini kameraya bırakır ve izleyici adeta bir gözlemci gibi anlık durumlara şahit olur. Filmin genel olarak bir giriş gelişme sonuç bölümleri bulunmamaktadır. Filmde 81 dakika boyunca toplamda birkaç tane karakterin histerik ve amaçsız simüle edilmemiş cinsel eylemleri gösterilir. Bu eserin içeriğinde oyunculuktan daha çok performans sanatına yer verilir. Kamera açıları çok değişmez, yaşanan durumlar uzunca ve kesintisiz olarak aktarılır. Aynı durumlar, aynı çıkmaz döngüler defalarca farklı kamera açıları ile gösterilir. Filmin çekimleri ise Philadelphia’nın merkezinde bir köşkte çekilmiştir. Filmin çekimlerinden kısa bir süre sonra köşk yıkılmıştır. Filmin bu denli çok eski yıkılmaya yüz tutmuş bir mekânda çekilmesi aynı kitaptaki gibi kasvet, karanlık, ölüm ve hiçlik gibi temalara çok uygun bir tercihtir. Filmin çok küçük bir kısmı dışarıda çekilmiştir. Bu filmin neredeyse yüzde birine denk gelir o kısımlarda New Jersey eyaletindeki yıkılmaya yüz tutmuş bir sokakta çekilmiştir. Diğer dışarı sahnesi ise filmden tamamen bağımsız John F. Kennedy suikastının gerçek arşiv görüntüsüdür. Bu sahnenin amacı Bataille’nin kitabında sıklıkla geçen ölüm üzerine bir gösterimidir.
Yapım, ilk başlarda bir film formatında değildi çünkü festivallerde ya da başka yerlerde gösterilme gibi bir amacı yoktu. Yapım kısa “video sanat estetiğinde” videolardan oluşuyordu. Bu videolar bir galeride bir sergide gösterilecekti. İlk sergisi 2003 yılında Philadelphia Canlı Sanatlar ve Fringe Festivali’nde İsimsiz Video sunumunda gösterilmişti. Duvara yansıtılan sessiz bir video döngüsü şeklindeydi. Daha sonrasında Philadelphia ve San Francisco’da yeraltı kulüplerinde “müzik kutusu/gözetleme gösterisi” isimli multimedya performans sergileri olarak parça parça gösterildi. Film, sanat galerisi ve yeraltı gösterimleri bittikten sonra 2004 yılında yönetmenin kararıyla bu 8 parçalık videolar birleştirilip yeniden kurgulanarak 81 dakikalık yeraltı sineması şaheserine dönüştü. Yapımın ilk gösterimi, belirli sanat camiası izleyicilerine sınırlı gösterimlerle 22 Eylül 2004 tarihinde New York’ta yapıldı. Ortada sinema tarihinin en uç, en cesur işlerinden birisi vardı. İzleyicilerin çoğu filmi yerden yere vurdu. Tamamını izleyemediler. Film çok acımasız, boğucu, tamamen seyirciyi iten bir yapımdı. Ama bazı büyük eleştirmenler filmi övmekten geri kalmadı.
The New York Times (Dave Kehr): “Bu, pasif tüketime uygun bir film değil, seyirciyi geri ısıran bir filmdir… Kelimenin tam anlamıyla bir saldırganlık eylemi. Bataille yaşasa bunu kesinlikle takdir ederdi.
Variety Dergisi: Geçen Yıl Marienbad’da (Last Year at Marienbad) filminin punk-pornokopya eşdeğeri”
Filmin içeriğindeki simüle edilmemiş sahneler, ahlaki sınırları yıkan yapısı, seyirciyi yabancılaştıran avangart sinema kurgusuna rağmen Georges Bataille’s Story of the Eye (2004) filmi sıradan bir istismar filmi olarak görülmedi. Eserdeki sanatsal ve felsefi temelindeki şok nedeniyle 35mm kamera görüntüleri ile dünyanın en prestijli sanat kurumlarından olan New York Modern Sanat Müzesi’nin (MoMA) kalıcı koleksiyonuna eklenmiştir.
2.Bölüm: Filmin ilham aldığı kitap Gözün Öyküsü
Georges Bataille’nin bu unutulmaz eseri Gözün Öyküsü, edebiyat dünyasının en aykırı, en sert, en cesur, en aşırı kabul edilen eserlerinden birisidir. Transgresyonel kurgu biçimindeki bu kitap, genel ahlak ve düzen içerisinde kendini dışlanmış hisseden insanların marjinal bir şekilde anlatıldığı bir eserdir. Kitaptaki karakterlerin ise ailelerini, dini ve toplumsal durumları hiç sayarak kendilerince bir maceraya çıkmalarını, bu yolda umutsuzluğa, karamsarlığa, hiçliğe düşmelerine din ile alay etmelerine, ölüme farklı bir gözle bakmaya kadar giden ana karakterlerin başka bir karaktere saplantı beslemesine kadar süren iç dünyalarında düşünceler silsilesinde bulmaları anlatılır. Kitabında gerçek üstü durumlardan sıklıkla beslenen Bataille, Felsefi temelini Nietzsche’den aldığı için sürrealizm, hiçlik, anlamsızlık, aşırılık gibi konuları ustalıkla harmanlamıştır. Bu durumlar 2004 yapımı filmde de kısmen yer almaktadır ama üstü çok daha kapalı bir biçimdedir. Kitap genel olarak metaforlar üzerinden ilerler. Bunlar; göz, yumurta, ölüm ve güneş gibi unsurlardır. Filmde ise bu metaforlara çok fazla yer verilmez, göz metaforu sadece kameranın yerini alır. İzleyici ise her şeye tanık olur.
Bu aslında istenilerek yazılan bir eser bir değildi. Bataille’nin çok sorunlu bir ailesi vardı. Babası deli ve kördü. Annesi ise intihara meyilli bir kişiydi. 1920’li yıllara Bataille bu sorunlu durumlar içerisinde aklını yitirme, sinir krizi geçirme gibi durumların yanında psikoz atakları geçiriyordu. Döneminin en önde gelen psikanalisti Dr. Adrien Borel’e gidip tedavi olamaya başlamıştı. Doktor, Bataille’ye reçete verdi ama bu reçete bir ilaç değil Gözün Öyküsü’ydü. Doktor aklındakileri tamamen kâğıda kus dedi ve Bataille de o karanlık zihnini kâğıda döktü, ortaya bu efsaneleşmiş eser çıktı. Kitap bu yüzden çok vahşi, çok aykırıydı çünkü bir kişinin zihninin en karanlık noktalarından geliyordu. Doktor içindekileri kus dediğinde Bataille gerçekten kitabında içi dışına gelen durumlara sıklıkla yer verdi. Gözden yaş akması, yumurtanın sıvısının akması, güneşin ışınlarını akıtması gibi metaforların gerçekçi karşılıkları da vardı.
Kitap yazıldıktan sonra bu şekliyle basılması imkânsız gibi duruyordu. Çünkü içeriğindeki dini tabulara yönelik vahşi saldırılar, aşırı cesur eylemler bu yolda bir engeldi. Bataille hapse girmemek ve kütüphaneci, yazar, filozof gibi saygın mertebesini kaybetmemek için kitabı takma adla bastı. Bu isim “Lord Auch” (tanrıyı reddeden küfür) anlamına gelen takma adıydı. Kitap çok sınırlı sayıda yeraltı okurlarına ve entelektüel kesime yönelik dağıtıldı. Sürrealizmin resmi lideri André Breton’un edebiyata bakış açısı daha şiirsel, temiz tüyolar şeklindeydi, yani daha uslu bir bakış açısı vardı. Ama Bataille tam tersiydi. Daha karanlık, daha aykırıydı. Adeta sanat uslu durma yeri değil diyordu. Breton ile karşı karşıya geldiler. Bataille’nin tarafında döneminin en aykırı ressamları ve edebiyatçıları vardı Birlikte aykırılar grubu kurdular ve kitapta geniş basım için güç toplamış oldu.
Bu filmi ve kitabı sevenler için sitede de incelmesi bulunan: “En Tartışmalı Filmlerden Biri: The Brown Bunny”, “İnceleme: Sweet Movie” filmleri önerilir. Daha benzer bir yapım olan Andy Warhol’un “Blue Movie 1969” filmi de önerilir.

