Home > Listeler > 2025 Yılının En’leri

2025 Yılının En’leri

Yıl sona ereli epey oldu aslında ama 2025’e dair bir liste yapmadan da olmayacaktı. Aklınıza gelebilecek en serbest çağrışımlı listeyi hazırladım sizler için. 2025’te beni şaşırtan, güldüren, düşündüren, kafamı karıştıran filmleri kendi kategorilerimle sizinle paylaşmak istedim. Çünkü benim için sinema, ödül törenleriyle ölçülebilecek bir deneyimler bütünü değil. İşte 2025’in benim gözümden “en’leri”:

YILIN EN KOMİK FİLMİ: “Soyut Dışavurumcu Bir Dostluğun Anatomisi Veyahut Yan Yana”

Ne yazık ki ülke gündemi yüzümüzü çok fazla güldürmüyor. O yüzden de Yan Yana’nın yılın sonuna gelen zamanlaması ilaç gibi geldi. Gişede de hak ettiğini kazandığını da gözlemliyorum. Feyyaz Yiğit’in Ferruh’u, karikatürize olmadan, klişelere düşmeden enerjimizi yükseltti; Haluk Bilginer, Refik karakterini her zamanki gibi iyi canlandırdı. Üstelik “İtfaiye” şarkısı hâlâ belleklerimizde. Kalıcı bir şarkı değil tabii ki ama okuduğunuz an sizin de zihninizde yankılandı, kabul edin. Bu kadar samimi, bu kadar içten güldüren başka bir film izlemedim 2025’te. Komedinin gücü de burada zaten; zorlamadan, doğal olarak gülüyorsunuz.

YILIN EN DEĞİŞİK FİLMİ: “Sirāt”

Sirāt en çok kafamı karıştıran film oldu. Çok iyi bir filme doğru giderken aniden tempo düşüyor, sonra tempo çok düşükken bir kırılma oluyor, derken tekno müziği ön plana çıkarıyor. Kafam “çok iyi bir film izliyor muyum, izlemiyor muyum” diye karıştı. Film alıştığımız ritmi kırma ve bizi allak bullak etme konusunda çok başarılıydı. 2025’te izlediğim en deneysel (film aslında deneysel türde değil tabii ki), en öngörülemez, en “ne izledim ben?” dedirten film oldu

YILIN EN NOSTALJİK FİLMİ: “Mission: Impossible – Son Hesaplaşma”

Mission: Impossible – The Final Reckoning (Son Hesaplaşma) sadece bir aksiyon filmi değil, aynı zamanda bir veda filmiydi; o yüzden de benim için çok nostaljikti. Zaten filmi izledikten sonra yazdığım incelemede de bu duygularımı sizlerle paylaştım. Serinin ilk filminden bu yana 29 yıl geçti ve Cruise’un Ethan Hunt’ı artık sadece bir ajan değil, sinemanın son gerçek aksiyon yıldızı olarak hafızalarımızda kaldı. Filmi izlerken, 90’ların o büyülü sinema deneyimini hatırladım. The Final Reckoning’deki nostalji, sadece geçmişi hatırlamak değil, bir dönemin sonunu hissetmek de oldu benim için. Tadında bıraktılar ama yine de içimde bir burukluk kaldı.

2025 yilinin enleri 1

YILIN MÜZİKLERİ EN İYİ FİLMİ: “Sinners”

Ryan Coogler’ın Sinners’ında Ludwig Göransson’un müziği, sadece soundtrack değil, filmin ruhunun ta kendisi. O juke joint (ABD’nin güneydoğusunda ağırlıklı olarak Afrikalı Amerikalılar tarafından işletilen, müzik, dans, kumar ve içki sunulan gayri resmi bir mekân) sahnesi, blues’un rock’a, hip-hop’a dönüşümünü tek bir kesintisiz çekimde anlatırken, müzik karakterlerin duygusal dünyasını açığa çıkarıyor. Yaratılan o halüsinatif yoğunluk, sizi filmin dünyasına çekiyor. Her nota, her ritim, her melodi hesaplanmış ama aynı zamanda organik. 2025’te müziğin sinemada nasıl kullanılabileceğinin en güzel örneğiydi bence Sinners.

YILIN KADIN OYUNCUSU EN İYİ FİLMİ: “Sentimental Value (Renate Reinsve)”

Renate Reinsve, The Worst Person in the World (2021) ile dünya çapında tanınmıştı. Sentimental Value’deki performansı ise onu çok daha üst bir seviyeye taşımış. Reinsve’nin mimikleri, sessizliği, ağlaması, her şeyi doğru; karakter, filmin içindeki tiyatroda ve filmde başka karakterlere de hayat verdiği için bu üç katmanlı oyunculuğu bence mükemmel kotarmış. Karakterin iç dünyasını diyaloglardan çok, jestleriyle anlatıyor. 2025’te izlediğim en içselleştirilmiş, en katmanlı kadın performansı bu filmdeydi ve filmi izler izlemez “filme bayılmadım ama kesinlikle en iyi kadın oyuncu performansını izledim” dedim.

YILIN EN İYİ BİLİM KURGU FİLMİ: “Avatar: Fire and Ash”

Ben Avatar filmleriyle geç tanıştım; serinin tüm filmlerini 2025’te izledim. Avatar: Fire and Ash, (şimdilik) serinin en olgun filmi. Benim bu film serisinde en sevdiğim şey, yaratıcılarının hayal gücü; Avatar’daki canlıların/yaratıkların dünyadakilerle birleştirilerek yeniden oluşturulması serideki her filmde çok hoşuma gitti; her şey inanılmaz detaylı. Ama asıl başarı, Cameron’ın çevre temasını vaaz vermeden, didaktik olmadan anlatması. Fire and Ash, bilim-kurgunun sadece gelecek hayal etmek değil, bugünü eleştirmek de olduğunu hatırlatıyor.

YILIN EN İYİ DRAMA FİLMİ: “Las Locuras”

Las Locuras (Çılgınlıklar), Latin Amerika (Meksika) sinemasının güçlü bir çığlığı. Film, ev hapsinde olan ve manik bir atağın eşiğinde bulunan Renata’yı merkezine alıyor. Ancak yönetmen Rodrigo García, aslında birbirine bağlı altı öykü boyunca, günümüzün farklı kuşaklarından Meksikalı kadınların yaşamlarına dair panoramik bir bakış sunmaya çalışıyor. Tüm öyküleri birbirine bağlayan karakter de, Cassandra Ciangherotti’nin hem inandırıcı hem de yıkıcı bir performansla canlandırdığı Renata. 2025 yılında ilgimi hiç kaybetmeden izleyebildiğim nadir dram filmlerinden biri oldu Las Locuras. İzlemediyseniz, tavsiye ederim.

2025 yilinin enleri 2

YILIN EN İYİ TARİHİ FİLMİ: “Palestine 36”

Tarihi filmler genellikle kahraman hikâyeleri anlatır. Palestine 36 ise tarihi, sıradan insanların gözünden gösteriyor. Tabii ki filmin odaklandığı insanlar/karakterler var ama bu film o bireyleri merkezine almıyor. 1936 Filistin ayaklanmasına doğru ilerleyen süreci anlatan film, siyasi bir manifestodan ziyade insani bir portre. Karakterler ideolojik değil, gerçek. Korkuları, umutları, kayıpları var. Film, tarihi bir ders kitabı gibi değil, yaşanmış bir deneyim gibi anlatıyor. 2025’te tarihi sinemanın en dürüst, en az Hollywoodlaşmış örneği. Filmin çekim planlarını ve sinematografisini de çok beğendim açıkçası. Ayrıca “filmi başka bir ülkede mi çekmişler acaba” diye de düşünmekten kendimi alamadım, ancak filmin büyük çoğunluğu Filistin’de çekilmiş. Kişisel olarak bilmediğim pek çok tarihi şeyi de bu film sayesinde öğrenmiş oldum. İzlerseniz pişman olmayacağınızı düşündüğüm filmlerin başında geliyor Palestine 36.

YILIN MAKYAJ TASARIMI EN İYİ FİLMİ: “Bugonia”

Yorgos Lanthimos’un Bugoniası benim için bir şölen oldu. Tabii her yönetmenin sevenleri var ve insan sevince daha bir iştahla izliyor o yönetmenin filmlerini. Bu filmde iyi olan tek şey, tek başına makyaj değil elbette; ışık şefi ve sanat yönetmeni iyi çalışmasaydı makyaj anlamsız kalırdı. Makyaj ekibini en uzun süre uğraştıran da Emma Stone olmuştur muhtemelen ama bazen çok uğraşmak değil, doğru noktalarla uğraşmak da bir filmi başarıya ulaştırabiliyor. Ben bu filmi de, makyaj tasarımını da beğendim, ancak Yorgos Lanthimos’un bir mola verme kararını da doğru buluyorum.

YILIN TADI DAMAĞIMDA EN ÇOK KALAN FİLMİ: “It Was Just an Accident”

Bazı filmler izlerken etkiler, bazıları ise bittiğinde başlar. It Was Just an Accident ikinci kategoride. Film bittiğinde “çok iyiydi ya” dedim. Filmi Eylül ayında Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde izlemiş olmamıza rağmen hâlâ evde bahsettiğimiz oluyor. O diyaloglar, o absürtlük, o gerilim… Filmin tadı damağımda kaldı ve hâlâ kaybolmadı; son sekanstaki o yürürken gıcırdayan bacağın sesi kulaklarımdan gitmiyor. Bu filmi ve Cafer Penahi’yi daha fazla övmemiz lâzımdı hatta.

YILIN SİNEMATOGRAFİSİ EN İYİ FİLMİ: “Das Licht”

Das Licht (Işık), adını hak ediyor. Tom Tykwer’ın bu filmi, rengin sinemasal anlatımda nasıl kullanılabileceğinin bir ders kitabı; her kare bir tablo. Doğal ışık, yapay ışık, gölge, karanlık, soğuk renk, sıcak renk, altın oran, hepsi hesaplanmış. Görüntü yönetmeni Christian Almesberger’le Kaş Uluslararası Kısa Film Festivali’nde tanışmış olmamız bu filme iltimas geçmeme sebep olmuş olabilir mi? Bence olamaz. Zaten bayıldığım filmde, renkleri, ışığı ve çekim planlarını kullanış biçimini anlattıktan sonra kendisine hayranlığım arttı sadece. Filmin konusu ve uzunluğu herkesi mutlu etmeyebilir, o konuda bir iddiada bulunmayayım.

2025 yilinin enleri 3

YILIN EN İYİ FİLMİ: “Psycho Therapy: The Shallow Tale of a Writer Who Decided to Write About a Serial Killer”

“Koskoca listede bir Türk Filmi yok mu ya?” diye soranlara sürprizli bir film ile geldim. Öncelikle şu bilgiyi vereyim: Aslında 2024 yapımı olan bu film 13 Nisan 2025’te Türkiye’de gösterildi ve bu tarihten önce de yalnızca 2 festivalde (ABD ve İspanya) izleyici ile buluştu. O yüzden de bu listede yer alıyor. Elimizdeki cevherlerden Tolga Karaçelik’in yazıp yönettiği bu film resmen günümüz Türk Sineması’na bir beden büyük gelmiş bence. Oyuncu kadrosu muazzam. “İsteyince, imkân bulunca çok iyi film yapabiliyormuşuz demek ki” dedirtti bana Saykoterapi: Bir Seri Katil Hakkında Yazmaya Karar Veren Yazarın Sığ Hikâyesi. İzleme fırsatınız olmadıysa bence bir şekilde 102 dakikanızı bu filme denk getirmeye çalışın.

2026 İÇİN SİNEMADAN BEKLENTİM

2025, sinema için güzel bir yıl oldu. Bu liste benim kişisel yolculuğum; sizinki farklı olabilir ve olmalı da. Çünkü sinema, ödül törenlerinde değil, karanlık salonlarda, perdenin önünde, içinizde yankılanan o duyguyla gerçekleşir. Üzerine çok konuşulan bir sürü film bu listede yer alamadı. Ama 2025’in en iyi 70 filmi diye liste yapacak biri değilim ben. Listelerle yaşamıyorum, hiçbirimiz yaşamayalım da zaten.

2026’da beklentiye girdiğimiz filmler bizi hayal kırıklığına uğratmasın, en büyük isteğim bu. Festival filmlerinde hışırdayan yapraklar ve uzak planda çekilmiş bozkır görüntüleri görmemeyi diliyorum; bunu daha çok yerli yönetmenler yapıyor, umarım bir değişim olur. Bir de sinema biletlerine zam gelmezse 2026’nın tadından yenmez. Hepinize sinema dolu bir yıl dilerim.